Türkiye’nin en büyük biyodizel tesisleri arasında yer alacak olan Kocaeli Kartepe’deki 50 bin ton kapasiteli Bitkisel Yağ Depolama, Biyodizel ve Gliserin Üretim Tesisi, 2015 yılının Ocak ayında üretime başlayacak. Tesisin açılışından önce ilk kez gazetemize röportaj veren Tarımsal Biyodizel Enerji Genel Müdürü Nurdan Mirza, bir yıl gibi kısa sürede tamamlanan tesisleri ve Türkiye’deki biyodizel faaliyetleri hakkında konuştu.

Oktay Öztürk/Kocaeli

Tesisin kapasitesi ve önemi hakkında kısaca bilgi verir misiniz?

Tesisimiz ileri teknoloji ve tam otomasyonla, 50 bin ton kapasitede ham yağları işleyip biyodizele çevirebilecek özelliğe sahip. Bizim bu tesisi inşa ederken amacımız çevreye duyarlı bir projeyi hayata geçirmekti. Bu amaca da ulaştığımızı düşünüyorum. Projemizle hem biyodizele olan talebi karşılayacağız, hem de petrol sektörüne yüksek kalitede hizmet vereceğiz. Bu noktada biyodizelin motorine göre daha çevreye duyarlı, aynı zamanda ham maddede bitkisel yağların geri dönüşümünü gerçekleştirerek yine çevreye duyarlı olan bir ürünü değerlendirmeye yönelik faaliyet gerçekleştireceğiz. Bu tesisten kalite standartlarına uygun ürün özelliklerini karşılayabilecek biyodizel üretiminin yanı sıra yan ürün olarak yüzde 99.8 orana sahip saflıkta gliserin de elde edeceğiz. Bu gliserinle de kozmetik ve ilaç sanayisinde kullanılacak bir ürün elde edeceğiz. Tesisimizin tamamını değerlendirdiğimizde girdi-çıktı maddesiyle çevreye çok duyarlı bir proje gerçekleştirdik. Tesisimizin bir diğer özelliği de bölge olarak çok doğru bir yerde kurulması. Tesisimiz hem hammaddeye hem de müşterilerimize yakın bir bölgede.

“Sektördeki tecrübemizle geceli gündüzlü çalıştık”

Tesis 1 yıl gibi kısa sürede nasıl inşa edildi?

Biz bu projeye 2013 yılının Kasım ayında başladık. Projemize başlarken yatırımımızı üç aşamada değerlendirdik. İlk olarak, proje ne kadar kapasitede, nerede, ne kadar bir bütçe ile yapılsın gibi ön fizibilite çalışmaları yaptık. Bunun sonrasında yer olarak burayı belirledik. Bulduğumuz Kocaeli Kartepe bölgesi hem hammadde hem de birçok bölgeyi besleyebilecek bir noktada. Projemizin yerini belirledikten sonra da mühendislik çalışması başlattık. Projemizin mühendislik çalışmasını İtalyanlarla birlikte 3 ay boyunca yürüttük. Biz projeye başlarken 5 kişiyle başladık, şuan burada 20 kişi çalışıyor. Çalışan her kişiyi özenle seçerek sektörden olmasına çok dikkat ettik.  Yatırımcımız bize her konuda destek oldu, hiçbir konuda taviz vermedi. Yoksa bu proje bu kadar kısa sürede bitemezdi.

Biz bu proje de teknik bilgi birikimlerimizi ortaya koyduk, doğru projelendirme yaptık. Finansal kaynağımızın özverisiyle, petrol sektöründeki tecrübelerimizle geceli gündüzlü çalıştık. Bunların dışında tesisimiz için izin süreçlerimiz oldu. Tesisimiz teşvikli bir yatırım olduğundan dolayı Ekonomi Bakanlığı’ndan teşvik aldı. Kapasitemiz yüksek olduğu için de 5 ay gibi bir süre içinde ÇED izni aldık.

Türkiye’yi biodizel üretimi ve mevzuatlar konusunda Avrupa’yla kıyasladığımızda hangi konumdayız?

Türkiye’yi Avrupa’yla kıyasladığımızda üretim ve kullanım olarak çok gerilerdeyiz. Avrupa’da birçok ülkede yüzde 5.75’e kadar zorunluluk uygulaması var. Bunun yanı sıra Atık yağlardan biyodizel üretimi Belçika, İtalya, Almanya, Fransa Japonya ve ABD gibi birçok ülkede yıllık 400 bin ton rakamını aşmıştır. Avrupa’daki zorunluluklar tamamen çevre amaçlı uygulanıyor. Tarım zorunluluğunun olmadığı ülkeler, dünyanın farklı bölgelerinden yağ getirerek biyodizel üretimini gerçekleştiriyor.

Amerika’da biyodizel oranı eyalet bazında yüzde 20’i oranına kadar çıkabiliyor. Almanya’da yüzde 100 oranında biyodizel satışı yapılıyor.

Türkiye’de biyodizelin çıkış noktası aslında çevresel amaçlar doğrultusunda olmuştu. Hatta Türkiye’de harmanlama oranı olarak yüzde 2 oranında zorunluluk ile başladı. Daha sonra bu oran düşürüldü ve sonrasında da iptal edildi. Mevzuat bakımından duruma baktığımızda Türkiye’de sadece teşvik var. Avrupa’da ise zorunluluk var. Türkiye’de hem üreticinin olmaması hem de zorunlu olmamasından dolayı şirketler kendi isteğine bağlı olarak bu işe giriyor. Piyasanın oluşmasıyla birlikte biz var olacağız aslında. Aslında sektörde zorunluluk olması bu işin biraz daha disipline eder.

“Biyodizele zorunluluk gelmesi gerekir”

Türkiye’de biodizel çalışmalarının yaygınlaştırılması için neler yapılmalı?

Türkiye’de şuan da yüzde 2 oranında teşvik var, ama dünyada bu oran yüzde 20’lerde, hatta birçok ülkede yüzde 100 kullanım oranları da mevcut. Biyodizelin yaygınlaşması için öncelikle mevzuatın değiştirilmesi ve yaygınlaştırılması gerekir. Standartların uygulanması ve teşvik oranlarının gözden geçirilmesi gerekir. Atık bitkisel yağlardan elde edilen geri dönüşüm ürünlerinde teşvik oranının daha yüksek olması gerekiyor. Türkiye’de atık yağ israfı var. Bu noktada israfın önüne geçilmesi gerekir. Atık yağ bilincinin toplum düzeyinde arttırılması lazım. Bu da devletin yapacağı desteklerle olur.

“Tesisi maksimum düzeyde çalıştıracağız”

Biyodizel konusunda yetkili mercilerden ne tür düzenlemeler istiyorsunuz?

Bu işi yapabilen firmalara yetki verilmesi gerekiyor. Bizim bu tesisimizde çok ciddi emek ve yatırım var. Bu ürün sadece böyle disipline çalışılan bir tesisten üretilebiliyor. Bu durumu yetkililer biliyor. Bu noktada denetimlerin artması gerekir. Biyodizele zorunluluk gelmesi gerekir. Tabi bu zorunlulukla birlikte birçok yatırımcı bu işe girmek isteyecektir. Bu aşamada yüksek kalitede ürün üretebilecek yeterliliğe sahip firmaların olmasına özen gösterilmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu nedenle Ulusal marker kapsamında standartın getirilmesi gerekir.

Tesisiniz sektörde nasıl karşılanıyor? Görüşmeleriniz sonucunda satış öngörüleriniz neler?

Tesisimiz sektörde çok olumlu karşılanıyor. Hemen hemen bütün büyük firmalarla görüşüyoruz, ihale teklifleri alıyoruz. Görüşme yaptığımız müşterilerimiz, ‘ikinci bir tesisin olması bizler için çok sevindirici’ dediler. Tesisimizle birlikte bir rekabet ortamı olacak, bu sektör için olumlu bir gelişme. Bu noktada hiçbir şekilde kalitemizden ve operasyonumuzdan ödün vermeyeceğiz. Biz bu işe akaryakıt üretim tesisi olarak bakıyoruz. Ekibimizin akaryakıt sektörü tecrübesi olduğu için çok ince ayrıntılara hâkimiz bu da bizi sektörde avantajlı kılıyor. Bu avantajlı durumun satışlarımıza da olumlu yansıyacağını düşünüyorum. Satışlar anlamında Türkiye pazarı ve yurtdışı olarak iki ayrı planımız var. İlk olarak Türkiye pazarına odaklanacağız. 50 bin ton kapasitemiz aylık 4 bin 500 ton üretime dek geliyor. Biz bu tesisi sürekli çalıştırmak zorundayız. Bu nedenle başlangıçtan itibaren bu tesisi maksimum düzeyde çalıştıracağız. 

Benzeri Haberler

Biyoyakıtlı ilk uçuşunu gerçekleştirdi

Boeing, “Yeşil Dizel”in Havacılık Biyoyakıtı Olarak Kullanıldığı Dünyanın İlk Uçuşunu Gerçekleştirdi ecoDemonstrator 787, bitkisel yağ ve atık hayvansal yağlardan elde edilen sürdürülebilir yakıtla uçtu Test; ...

DAHA FAZLASI

Aspirden jet yakıtı üretmek için çalışmalar başladı

Kuraklık bitkisi olarak bilinen ve geçtiğimiz yıllara kadar hayvan yemi olarak kullanılan aspirden jet yakıtı üretimi çalışmalarının başladığı bildirildi. Türkiye Aspir Derneği Başkanı Prof. Dr. ...

DAHA FAZLASI
Dilerseniz ürünlerimizi inceleyebilir yada İletişim Formu'ndan mail atabilirsiniz